<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilim Defteri &#187; space odyssey</title>
	<atom:link href="http://www.bilimdefteri.com/index.php/tag/space-odyssey/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bilimdefteri.com</link>
	<description>Türkçe Bilim Blogu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Jan 2012 06:59:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Mutlaka izlenmesi gereken beş belgesel dizisi</title>
		<link>http://www.bilimdefteri.com/index.php/2010/09/11/mutlaka-izlenmesi-gereken-bes-belgesel-dizisi/</link>
		<comments>http://www.bilimdefteri.com/index.php/2010/09/11/mutlaka-izlenmesi-gereken-bes-belgesel-dizisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Sep 2010 08:39:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Karademir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[desmond morris]]></category>
		<category><![CDATA[liste]]></category>
		<category><![CDATA[space odyssey]]></category>
		<category><![CDATA[the human animal]]></category>
		<category><![CDATA[the planets]]></category>
		<category><![CDATA[the story of science]]></category>
		<category><![CDATA[when we left earth: the nasa missions]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimdefteri.com/?p=266</guid>
		<description><![CDATA[Bu tip başlıklara kıl olurum. Genellikle Google&#8217;dan adam gelsin diye yabancı siteler kullanır bu tip başlıkları, ama ben bu yazıyı başka bir siteden çevirmiyorum. İzlediğim belgesel dizilerinin en hoşuma gidenlerini saydım gerçekten de beş tane çıktı. Bu belgesel dizilerini önermemin birinci sebebi beni değişik yönlerden motive etmiş olmaları. Sundukları perspektifler açısından benzerlerinden ayrılmaları da başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu tip başlıklara kıl olurum. Genellikle Google&#8217;dan adam gelsin diye yabancı siteler kullanır bu tip başlıkları, ama ben bu yazıyı başka bir siteden çevirmiyorum. İzlediğim belgesel dizilerinin en hoşuma gidenlerini saydım gerçekten de beş tane çıktı.</p>
<p>Bu belgesel dizilerini önermemin birinci sebebi beni değişik yönlerden motive etmiş olmaları. Sundukları perspektifler açısından benzerlerinden ayrılmaları da başka bir sebep. Belki listeye David Attenborough&#8217;un sunduğu ve NTV&#8217;nin yayınladığı &#8220;The Planet Earth&#8221; ve &#8220;Life&#8221; da girebilirdi. Bu iki belgesel dizi gerçekten harika olmalarına rağmen, yaşam çeşitliliğini yüksek kalitede resimlerle sunmaktan farklı gelmiyorlar bana.</p>
<p>Bu dizilerin çoğu BBC tarafından dağıtılıyor. Eminim ki seçkin mağazalardan elde edilebilir. Bir çoğu Bilkent Üniversitesi koleksiyonunda bulunmakta. Yine bir çoğu Google&#8217;da aratınca karşınıza çıkacaktır.</p>
<h3><strong>The Human Animal (1994)</strong></h3>
<div id="attachment_269" class="wp-caption alignnone" style="width: 317px"><img class="size-full wp-image-269 " title="the-human-animal-title" src="http://www.bilimdefteri.com/wp-content/uploads/2010/09/the-human-animal-title.jpg" alt="The Human Animal" width="307" height="214" /><p class="wp-caption-text">The Human Animal ©BBC</p></div>
<p>Desmond Morris tarafından hazırlanan ve sunulan bu belgesel, bir hayvan türü olarak insanı inceliyor. Desmond Morris bir zoolog ve zooloji perspektifinden bakıyor insana. Gerek iletişim, gerek sosyal etkileşim, kültürden kültüre değişse de ortak olan deseni çok güzel gösteriyor. Belgesel hakkında özet bilgi <a title="Wikipedia" href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Human_Animal_(TV_series)" target="_blank">Wikipedia</a>&#8216;dan edinilebilir.</p>
<h3>The Planets (1999)</h3>
<div id="attachment_270" class="wp-caption alignleft" style="width: 143px"><a href="http://www.bilimdefteri.com/wp-content/uploads/2010/09/the-planets.jpg"><img class="size-full wp-image-270 " title="the-planets" src="http://www.bilimdefteri.com/wp-content/uploads/2010/09/the-planets.jpg" alt="The Planets" width="133" height="220" /></a><p class="wp-caption-text">The Planets ©BBC</p></div>
<p>Yine BBC tezgahlarından çıkan bu dizi, uzay yarışının başından 1999 yılına kadar yapılan misyonların hepsini çok harika bir şekilde özetliyor. En güzel tarafı NASA arşivinden aldıkları keşif videoları. Mesela Voyager&#8217;ın Jüpiter&#8217;e yaklaşırken gönderdiği ilk görüntüler, Mars&#8217;a yapılan ilk keşiflerden kareler. Görüntü arşivinden ziyade benim en sevdiğim tarafı, gezegenlere yapılan keşifler sırasındaki ilk heyecanı çok güzel yansıtması.</p>
<p>Voyager misyonu beni çok etkiledi. Evet, belki ilk defa tüm gezegenlerin dibine kadar giden bir uydu yapılmıştı ama asıl nokta şu, bu uydu fırlatıldıktan seneler sonra o gezegenlerin yanına gidiyor. Düşünsenize bir kere, seneler boyunca sadece gidişini kontrol etmek gerekiyor. Bir diğer nokta, 1988&#8242;de gönderdiniz uyduyu, 10 sene sonra Uranüs&#8217;e vardı diyelim. 1988 ile 1998 arasındaki teknoloji farkı için Geleceğe Dönüş ile Matrix arasındaki görsel efekt farkına bakmak yeterli olur. Sadece 1995 ile 1999 arasındaki cep telefonlarındaki değişimi düşünün. Yani uydu on sene sonra ulaşıyor Uranüs&#8217;e ama on sene sonra aynı fiyate yüz kat daha yetenekli uydu gönderilebilirdi aslında. Tüm bunların yanında Voyager&#8217;ın hizmet süresi boyunca sneeler önceki teknoloji kullanılmaya devam edilmeli. Şu anda kaç şirket Word 94 kullanabilen adam arıyor ki? Astronomik boyutların göz önüne serildiği bir belgesel bence bu.</p>
<p>Belgeselin tek kötü tarafı 1999&#8242;a kadar olan olayları sunması. Daha güncel versiyonu çıksa çok güzel olurdu.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi <a title="Wikipedia" href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Planets_(TV_miniseries)" target="_blank">Wikipedia</a>&#8216;da mevcut.</p>
<h3>Space Odyssey: Voyage to the Planets (2004)</h3>
<div id="attachment_273" class="wp-caption alignright" style="width: 160px"><a href="http://www.bilimdefteri.com/wp-content/uploads/2010/09/index_mainpromo.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-273" title="index_mainpromo" src="http://www.bilimdefteri.com/wp-content/uploads/2010/09/index_mainpromo-150x150.jpg" alt="Space Odyssey: Voyage to the Planets" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">Space Odyssey: Voyage to the Planets ©BBC</p></div>
<p>Bu dizi aslında tam olarak bir belgesel değil, ama belgesele çok yakın bir drama. Kurgusal bir yapıya sahip olsa da, işlenişi tam bir belgesel. Gezegenlere yapılacak insanlı misyonların nasıl olabileceği hakkında çok güzel bir beyin fırtınası. <a href="http://www.bilimdefteri.com/index.php/2009/08/21/yeni-bilimkurgu-dizileri/" target="_self">Önceki bir yazı</a>da da bahsi geçmişti. &#8220;Defiying Gravity&#8221; isimli bir diziye de temel oluşturmuştu bu yapım. Sadece hayal etmek için bile izlenmeli bence. Ayrıntılı bilgi elbette <a title="Wikipedia" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Space_Odyssey:_Voyage_To_The_Planets" target="_blank">Wikipedia</a>&#8216;da.</p>
<h3>When We Left Earth: The NASA Missions (2008)</h3>
<div id="attachment_275" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://www.bilimdefteri.com/wp-content/uploads/2010/09/MV5BMTg1NzM1MTIyNF5BMl5BanBnXkFtZTcwMzYwODM5MQ@@._V1._SY314_CR40214314_.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-275" title="MV5BMTg1NzM1MTIyNF5BMl5BanBnXkFtZTcwMzYwODM5MQ@@._V1._SY314_CR4,0,214,314_" src="http://www.bilimdefteri.com/wp-content/uploads/2010/09/MV5BMTg1NzM1MTIyNF5BMl5BanBnXkFtZTcwMzYwODM5MQ@@._V1._SY314_CR40214314_-150x150.jpg" alt="When we left Earth" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">When we left Earth ©Discovery</p></div>
<p>Bu dizi Discovery elinden çıkmış. NASA&#8217;nın arşivlerinden, önceden yayınlanmamış görüntülerle, ABD&#8217;nin uzay yarışını anlatıyor. Uzay boşluğunda canlı kalabilme için hiçbir bilgi yokken, insanoğlu nasıl aya ayak bastı? ve şu anda dış yörüngede kendine nasıl bir ev inşaa etti (ISS, Uluslararası Uzay İstasyonu)? Ay&#8217;a ayak basana kadar geçirilen tüm kazalar, yapılan önemli misyonlar hepsi mükemmel bir biçimde sunuluyor. Ayrıca &#8220;Gerçekten Ay&#8217;a ayak basıldı mı?&#8221; zırvasına da son noktayı koyuyor. Ay yüzeyinden yüksek tanımlı (HD) tonlarca video sunuluyor. Ay&#8217;a gidişin tüm anları, Dünya&#8217;nın küçükleşmesi falan hepsi gösteriliyor. Ayrıca önceden yayınlanmamış, kule ile geçen konuşmalar, astronotların yusuf yusuf halleri&#8230; Meraklısı için kaçırılmayacak bir dizi.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi <a title="Discovery" href="http://dsc.discovery.com/tv/nasa/nasa.html" target="_blank">Discovery&#8217;nin sitesi</a>nde mevcut.</p>
<h3>The Story of Science: Power, Proof and Passion (2010)</h3>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 188px"><img title="The Story of Science" src="http://www.bbc.co.uk/iplayer/images/series/b00s9mms_178_100.jpg" alt="The Story of Science" width="178" height="100" /><p class="wp-caption-text">The Story of Science ©BBC</p></div>
<p>Bu dizi, modern bilimin günümüzdeki konumuna nasıl geldiğini çok harika bir biçimde anlatıyor. Yeni olması bakımından gayet güncel bilgiler bulunmakta. Sunucusu, Michael Mosley, bilim tarihinin mihenk taşı olmuş tüm keşifleri gidip yerinde inceliyor, bazılarını tekrarlıyor. Bilim tarihinin önemli noktalarını çok güzel vurgulayan bir yapım. Her bilim meraklısının mutlaka izlemesi gerekli. Ayrıntılı bilgi ve bazı kısımlarının videosu <a title="BBC" href="http://www.bbc.co.uk/programmes/b00s9mms" target="_blank">BBC&#8217;nin sitesi</a>nden edinilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimdefteri.com/index.php/2010/09/11/mutlaka-izlenmesi-gereken-bes-belgesel-dizisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni bilimkurgu dizileri</title>
		<link>http://www.bilimdefteri.com/index.php/2009/08/21/yeni-bilimkurgu-dizileri/</link>
		<comments>http://www.bilimdefteri.com/index.php/2009/08/21/yeni-bilimkurgu-dizileri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 14:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ertuğrul Karademir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[abc]]></category>
		<category><![CDATA[bbc]]></category>
		<category><![CDATA[bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[defying gravity]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[fox]]></category>
		<category><![CDATA[liste]]></category>
		<category><![CDATA[space odyssey]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[virtuality]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimdefteri.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Maalsef ülkemiz sınırları dahilinde üretilen dizilerden bahsetmeyeceğim. Bilimkurgu türüne çok fazla eser veremiyoruz ülke olarak. Bunun sebepleri, üzerine düşünülmesi gereken bir konu, ama bu yazının konusu değil elbette. Ayrıca Stargate ve türevlerinen de bahsetmeyeceğim. Çünkü bu ve benzeri dizileri takip etmiyorum. Bilimsel bir sebebi yok, sadece takip etmiyorum. Yalnız son bir iki ayda iki dizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Maalsef ülkemiz sınırları dahilinde üretilen dizilerden bahsetmeyeceğim. Bilimkurgu türüne çok fazla eser veremiyoruz ülke olarak. Bunun sebepleri, üzerine düşünülmesi gereken bir konu, ama bu yazının konusu değil elbette.</p>
<p>Ayrıca Stargate ve türevlerinen de bahsetmeyeceğim. Çünkü bu ve benzeri dizileri takip etmiyorum. Bilimsel bir sebebi yok, sadece takip etmiyorum.</p>
<p>Yalnız son bir iki ayda iki dizi dikkatimi çekti. İkisi de uzay yolculuğuyla alakalı ama ikisi de zaman olarak yakın bir gelecekten bahsediyorlar. Yani dizide sundukları teknolojiler belki yakın zamanda hayata geçirilebilecek cinsten.</p>
<p>Gelecekte nelerin olabileceğini düşünmek, ve bunları zihnimizde keşfetmek heyecan verici. Stargate, şu anda kullandığımız teknolojinin asırlarca ötesinde bir zamanda geçiyor, öyle ki şu anda hayatımızda yer eden <a href="http://www.partypoker.com/">www.partypoker.com</a>, eposta, sosyal ağlar gibi şeyler geçmişte kalmışlar, ve zamanda yolculuk ise günlük hayatın bir parçası olmuş. Bu da anlatılan zaman ve mekanlara mürettebat ile beraber sürüklenmemizi sağlıyor.</p>
<h3>Virtuality</h3>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 261px"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/File:Virtuality-cast.jpg"><img class="  " title="Virtuality" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/e/e6/Virtuality-cast.jpg" alt="Tüm hakkı Fox Televisiona aittir." width="251" height="188" /></a><p class="wp-caption-text">Tüm hakkı Fox Television&#39;a aittir.</p></div>
<p>Bu dizilerden birincisi, önceden Amsterdam adlı diziden tanıdığım Nikolaj Coster Waldau&#8217;n başrolü paylaştığı <a title="tv.com" href="http://www.tv.com/virtuality/show/75498/summary.html?tag=page_nav;main" target="_self">Virtuality</a>. Bu dizide elemanlar, üzerinde yaşamın sürdürülebileceği toprakların, suların yükselmesiyle azalmasından dolayı, Dünya&#8217;ya benzeyen gezegen aramak için komşu sisteme yolculuğu anlatıyor. Dizinin ismi ise yolculuk sırasında millet kafayı yemesin diye geliştirilen ve kullanıcısının istediği 3B fantaziyi canlandırmasına yardımcı olan bir yapay zeka motorundan geliyor.</p>
<p>Dizinin genel kurgusu gayet güzel. Olası bir benzeri yolculukta gerçekleşmesi muhtemel olaylar, alınabilecek önlemler, bu yolculuğun gerektirdiği teknolojiler falan biraz uçuk da olsa güzel oturtulmuş. Tek içime sinmeyen tarafı yolculuk yöntemleri; elemanlar geminin arkasına bir perde çekerek perdenin arkasında nükleer bomba patlatıyorlar. Böylelikle bombanın itiş gücüyle gemi ileri gidiyor. Halbuki perdenin arkasında patlatmak yerine, gemiye bağımlı olarak patlatılsa, ilk etki anından çok daha sonra da itiş gücünden yararlanılabilirdi.</p>
<p>Çok mühim bir ayrıntı değil elbette. Dizinin ilk bölümü 1 buçuk saat sürdü ve sonraki bölümleri bu bölümün aldığı reytinge göre çekilecekti ama ses seda çıkmadı.</p>
<h3>Defying Gravity</h3>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 309px"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/File:DGTV.png"><img class="  " title="Defying Gravity" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/d/d7/DGTV.png" alt="Tüm hakkı ABCye aittir." width="299" height="169" /></a><p class="wp-caption-text">Tüm hakkı ABC&#39;ye aittir.</p></div>
<p>İkinci dizimiz <a title="tv.com" href="http://www.tv.com/defying-gravity/show/77486/summary.html?tag=page_nav;main" target="_self">Defying Gravity</a>. Başka bir kanalda çok benzer bir tema ile karşı kaşıyayız. Ama bu sefer komşu bir sistem yerine Venüs&#8217;e ve diğer gezegenlere yolculuk yapıyoruz.</p>
<p>Konusu ve genel teknolojik kurgusu neredeyse tamamen <a title="Wikipedia" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Space_Odyssey:_Voyage_To_The_Planets" target="_self">BBC Space Odyssey: Voyage to the Planets</a>&#8216;dan alınmış bu dizide daha çözemediğim bir iki saçma teknoloji var.</p>
<p>BBC&#8217;nin belgesel dramasına ek olarak, rahat rahat kurguyu genişletebilmek için uyduruk bir iki teknoloji sunuluyor. Uzayda yer çekimi hissedilemeyecek kadar küçük biliyorsunuz. İşte Antares gemisinin sakinleri içeride rahat rahat dolaşsınlar diye geliştirilen teknoloji nanogiysi, nanoayakkabı falan. Elbette geliştirilebilir şeyler. Ama satılmaya çalışılan teknoloji şu: bu elbiseler ve ayakkabılar sayesinde tabandaki ufak elektromanyetik kuvvetler bizi geminin gövdesine çekiyor.</p>
<div class="wp-caption alignright" style="width: 233px"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/File:BBCspaceodyssey-cover.jpg"><img class=" " title="BBC Belgeselinin Kapakçığı" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/8/89/BBCspaceodyssey-cover.jpg" alt="Her hakkı BBCye aittir." width="223" height="313" /></a><p class="wp-caption-text">Tüm hakkı BBC&#39;ye aittir.</p></div>
<p>Dördüncü bölüme kadar bir soru cevaplanmamıştı: Elemanların saçları da nedense bu kuvvetten etkileniyordu. Yani Dünya&#8217;nın yerçekiminde nasıl davranıyorlarsa öyle davranıyorlardı. Bu soru daha başka manyakların da kafasına takılmış herhalde ki, dördüncü bölümde bu soruya da nano saç spreyi ile çözüm bulma kararı aldılar. Uzay yolculukları sırasında elemanların saçları ahenkle dansetmeyi bırakmasın diye değerli yüklerine saç spreyleri de eklemişler.</p>
<p>Tabii bu, yemeklerin neden uçmadığını tam açıklamıyor elbette. Ama yemek falan yedikleri mekan gövde mi yoksa merkez kaç kuvveti sağlayan döner kolların içi mi anlayamadığımdan, bu konuyu es geçiyorum.</p>
<p>Elbette dizilerden çok şey beklemek saçmalık olur. Adamların en gerçek teknolojik kurguyu sunma gibi bir sorumlulukları yok. Zaten öyle sunuma gitseler dizi değil belgesel olurdu herhalde o yapımlar.</p>
<p>Son olarak BBC&#8217;nin <a title="BBC" href="http://www.bbc.co.uk/sn/tvradio/programmes/spaceodyssey/" target="_self">Space Odyssey: Voyage to the Planets</a> belgesel serisini bulursanız izlemenizi tavsiye ediyorum. Bu tip uzun sürecek uzay yolculuklarını en iyi kurgulayan yapım diyebilirim. Zaten belgesel.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimdefteri.com/index.php/2009/08/21/yeni-bilimkurgu-dizileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

