‘NASA’ etiketli yazılar

Kurgudan gerçeğe dönen bilim: Curiosity Mars Gezicisi

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 26 Kasım 2011 TSİ 17:00′de Mars Bilim Laboratuvarı misyonu ile son gezici robotonu Mars’a yolladı. NASA’nın bünyesindeki Jet İtim Laboratuvarı (JPL) ve California Teknoloji Enstitüsü’nün (CalTECH) ile beraber ürettiği bu mühendislik harikası araç bünyesinde zamanında sadece bilim kurgu hikayelerde, filmlerde rastlanabilecek aygıtlara sahip.

Öncelikle şu koca canavarın bir fotoğrafı:

Curiosity (Büyük resim için tıklayın)

Curiosity şu anda yolculuğuna sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Ağustos’un 5′i gibi de hedefine varacakmış.

Şurada Mars’a roket göndermenin püf noktaları anlatılıyor

Curiosity üzerindeki bilimsel aygıtlar ise bilim kurgu öykülerinden çıkmış gibi, ne bileyim, mesela Mars’ta yaşıyor olsam, bir gün gökten anlayamadığım bir cisim gelse (Mars’ta yaşadığım halde beni bulamadıklarına göre kendimi belli edecek bir teknolojiye ulaşamamışım demek ki), löngört diye bir robot indirse, sonra da bir anda uçup gitse sonra o robot yavaş yavaş açılmaya başlasa, birden MAST kafası doğrulmaya başlasa, iki adet göz, sağını solunu kontrol ediyor.

Bu koca teknolojiye biçilen çalışma ömrü iki sene kadarmış, ama tabii bunlar abartılı azaltmalar. Önceden gönderilen robotlar ömürlerinin çok çok üzerlerinde iş gördüler. Zaten bu ömrü kim biçiyorsa, Hubble uzay teleskobuna da bir kaç ay ömür biçmişlerdi sanırım, hâlâ kullanımda.

Şurada da çok kısa bir biçimde robotu anlatan bir video var.

NewScientist dergisinin ilgili bir yazısında ise robotu anlatan ve basılabilir kalitede bir poster sunuluyor. Fırlatışından bir kaç gün sonra Mars yolunda şu şekilde gözlemlenmiş: http://t.co/qpqdgtef (Doğrudan avi dosyasını indiriyor).

Son olarak da robot Güneş referansına göre saatte 118 bin 700 km hızla ilerliyor ışık hızının üçte biri hızda! Işık hızının binde biri hızda (Yanlış hesabı geç farkettim özür diliyorum).

Son gelişmeler için twitter’dan @MarsCuriosity‘yi takip edebilirsiniz.

NASA tesislerinden canlı yayın

Birkaç gün önce tekrardan PCLabs’da yazmaya başladım. Ufak tefek haberler girdim. Burasını aksatmayacak ama bazen paralel içerikler olacak gibi duruyor. PCLabs bir bakıma ilk göz ağrılarımdan birisi olduğu için, paralel olabilecek içeriği ilk önce oraya yükleyeceğim.

İşte o içerikten birisi:

NASA gelecek sene Kasım sonu ile Aralık başı arasında bir zaman Mars’a yollayacağı gezici (rover) robotu Curiosity’nin (merak) inşaasını canlı olarak yayınlıyor. Haber için tıklayın.

İzlemek için de buyrun: http://www.ustream.tv/recorded/15422021

Yayın sayfasının altında arşivlenmiş videolar da bulunmakta.

Hubble Uzay Teleskobu’na sanatsal yaklaşımlar

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) güncellediği Facebook sayfasında düzenlenen “Popüler kültürde Hubble” yarışmasının sonuçlarını gördüm bugün. En beğendiğim çalışma şu oldu:

My Hubble by Hennessey

Peter Hennessey'in My Hubble çalışması. (Kaynak için resme tıklayın)

Hubble Uzay Teleskobu için insanlık tarihinin en büyük mühendislik ürünü demek bence hiç abartı olmaz. 1990′da yörüngeye yerleştirilen Hubble, ilk etapta aynasındaki çok ufak bir hatadan dolayı miyop haldeydi. Ardından düzenlenen servis uçuşuyla bu hata düzeltildi ve o günden bu güne astronomi çalışmalarına çağ atlattı. Toplamda beş servis uçuşu ile Hubble’ın kabiliyetleri artırıldı. İlk etapta bir kaç sene olarak planlanan Hubble’ın hizmet süresi hâlâ dolmadı. Şu anda ise yeni uzay teleskobu çalışmaları sürüyor ve bu yeni teleskop Hubble’ın yerini alacak. Hubble ise yavaş yavaş atmosfere kayıp en sonunda yaşamına veda edecek.

Uzaydan gözlem ile yeryüzünden gözlemin en önemli farkı atmosferdir. Atmosfer homojen bir ortam olmadığı için optik özellikleri de çok iyi bilinmez ve elde edilen resmin düzeltilmesi de imkansızlaşır. Bunların yanında atmosferin soğurması nedeniyle gelen optik sinyalin büyük bir kısmı zaten kaybolur. Uzayda ise böyle sorunlar atmosfer olmadığı için yoktur. Günde bir kaç fotonluk ölçümler bile rahatlıkla yapılabilir, bunun anlamı ise bir kaç fotonun bile büyük bir kısmının anlamlı olduğudur (Yani gürültü sinyal oranı oldukça büyüktür). Bu uygun koşullara üstün mühendisliği de eklerseniz, bir noktaya günlerce kesintisiz ve sarsıntısız bakabilme yetisi Big Bang’den çok kısa zaman sonrayı gözlemleyebilme olanağına dönüşür. Ortaya ise şöyle bir sonuç çıkar:

Evren 400 milyon yıl yaşındayken

Evren 400 milyon yıl yaşındayken © NASA (Büyük resim için üstüne tıklayın)

Uzaklara bakıp nasıl geçmişi görebiliyoruz sorusu oluştuysa şu diyagram bayağı güzel: How Hubble sees back in time.

Elinize geçerse “Hubble: The Ultimate Telescope” belgeselini mutlaka izleyin.

Bağlantılar:

Canlıküredeki değişim

2008 yılı biyosferi

2008 yılı biyosferi

NASA’nın haftalık bülteninden gelen bu sunum 1999′dan 2008′e kadar olan canlıküre fotoğraflarını karşılaştırıyor. 10 sene içerisinde ufak gibi görülen bir kaç değişiklik var. Ama tabii ki unutulmaması gereken şey, bu ufak değişikliklerin çok büyük alanları kapsadığı. Metinde güzel bilgiler olduğu için elimden geldiğince bir çevirisini yapmaya çalıştım. Yazının devamı »