‘bilimsel habercilik’ etiketli yazılar

Popular Science

Birkaç ay önce, senelerden beri yayınlanan Popular Science dergisi, tüm arşivini Google Kitaplar bünyesine koydu. Bu dergi 1872′den beri yayınlanan bir popüler bilim dergisi. Bu ne demek? Telefonun bile daha yeni yeni geliştirildiği bir zamanda çıkmış demek bu dergi, ve şu anda internetin ikinci yaşamını sürdüğü (Web 2.0) bir çağda hâlâ aktif.

Popular Science dergisinin Şubat 1919 kapağından bir ayrıntı.

Popular Science dergisinin Şubat 1919 kapağından bir ayrıntı. ©1919 Popular Science

Bu kadar geçmişe giden bir arşivi bulunca ilk olarak içinde Einstein’ı aradım elbette. Zira bulguları dünyayı sallamıştı. Ve beklediğim gibi, Einstein’ın kuramının hala şüpheli olduğu bir zamanın yansımalarını buldum: Is Einstein Wrong, After All? (Einstein gerçekten de hatalı mı?). Asıl bulmayı hedeflediğim deney Eddington’un göreliliği ispatladığı deneyin haberini bulmaktı ama ya yeterince aramadım ya da işlememişler.

Kuantum mekaniğinin başlangıcı da 1930′lara rastlar. Ve dergide, küçük bir kupür şeklinde de olsa, Millikan’ın duyurusunu yaptığı yeni fizik haberini buluyoruz: Physics, Robert Andrews Millikan. Haber çok hoşuma gitti. Kısa da olsa, haberden milletin heyecanını sezebiliyoruz. Haberi kabaca çevirecek olursak:

Millikan'ın haberi.

Millikan'ın haberi. ©1929 Popular Science

Fizik

Robert Andrews Millikan, Doktor (Üç çeşit doktora sayıyor sanırım)

Fizikçi, Nobel Ödülü Sahibi, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü Başkanı

Açık bir şekilde, büyük bir kısmı kuantum kuramı olarak genel bir başlık altına toplanmış yeni bir fiziğin formülasyonunun yeniden inşaasına yaklaşıyoruz.

Hund Lande Pauli ve Russel tarafından yapılan basitleştirmeler, Schrödinger tarafından oluşturulan yeni formülasyon ve bunun Epstein tarafından Stark etkisine uygulanması, ve Heisenberg, Born ve Jordan tarafından geliştirilen yeni mekanik; bunların hepsi modern fizikte karşılaşılan bazı tezatları giderecek ve tüm yapıyı deneysel gözlemlere oturtacak kahramanca emeklerin işaretleri.

Bir paragrafta Kuantumu kuran tüm üstadlara değinilmiş.

Kuantum kuramı şu ana kadar kurulmuş en güçlü kuramlardan sayılır. Her türlü teste dayanmış ve üzerinden yürütülen yeni tahminler doğrulanmıştır. Şu anda kullandığımız teknolojinin temellerini de atmıştır. 1930′larda geliştirilmiş bu yeni kuramın insanlığı sadece 80 sene içinde getirdiği yeri görünce şaşırmamak elde değil.

Arşive şuradan erişebilirsiniz: Google Kitaplar üzerinde Popular Science arşivi.

“LHC’ye gelecekten müdahale var mı?” haberleri

Bugün Milliyet’te okuduğum haberle klasik bir basın abartısı ile karşılaştığımı düşündüm. Haberin asıl kaynağı Vatan gazetesiydi. Habere göre New York Times’da çıkan bir habere göre iki ünlü bilim adamı LHC’deki hasarın gelecekten gelen bir müdahaledan kaynaklandığını savunmuşlardı.

Vatan Gazetesi

Vatan Gazetesi'nin haberi (Kaynak: Gazetevatan.com, Büyük resim için üstüne tıklayın.)

Bu kadarı ile gayet güzel bir bilim kurgu hikayesi ile karşı karşıyayız. Bu hikaye iki ünlü bilim adamı tarafından anlatılabilir. Ama haberde bunun bir makalede yazıldığı belirtiliyordu. Bu konuda ufak bir araştırma yapmak istedim. Bunun nedenini şu karikatürde çok iyi anlayabilirsiniz:

phd051809s

Bilim Haberleri Döngüsü (Kaynak: PhD Comics, Büyük resim için üstüne tıklayın)

Karikatürde özetle bilimsel bir makalede uzak bir ihtimalden bahsederken haber son kullanıcıya yaklaşırken bir anda kıyamet senaryosuna dönüşüyor. Ahmet Yükseltürk’ün blogunda yakın zamanda çıkan görünmezlik pelerini haberlerinin kaynaktan son okuyucuya yansıması gayet güzel irdelenmiş.

Şimdi habere gelelim. Araştırmamı yaparken aynı karikatürdeki gibi, işlerin nasıl bilim kurguya döndüğünü anlamaya çalıştım. Yazıda bahsedilen NYTimes haberine ulaştım. Haberde çok açık bir şekilde olmasa da birilerinin gelecekten gelip deneye müdahale ettiği gibi bir kaç ifade vardı. Ardından yazıların asıl kaynağı olan arXiv makalelerini aradım. LHC ile alakalı 3 makale vardı. LHC’de geleceğin etkilerini aramak başlıklı bu makalede elemanlar parçacıkların kinematiğini açıklayan diferansiyel denklemlerin geleceğe dönük çalışmasının sınır şartlarının o şekilde verilmesinden kaynaklandığını falan anlatmışlar. Yeterli arkaplan bilgim olmadığı için makaleyi eleştiremeyeceğim elbette. Ama anladığım kadarıyla makalede bir kişinin müdahalesinden ziyade sadece kinematiğin gelecek sınırşartlarından dolayı geriye dönük bir etkisi olabileceğinden bahsetmişler. Ardından gelen iki makalede de bu tezlerini açmışlar ve test için bir öneride bulunmuşlar.

Makalelerde, haberlerde bahsedilen dede torun paradoksuna dair bir ibare göremedim. Ama bu paradoks sadece olayı açıklama için geliştirilen bir yönte. Yani illa birinin gelip müdahalede bulunması anlamına gelmiyor. Sadece geçmişteki olayı gelecekteki olayın etkilemesi üzerine gelecekteki olayın tekrar var olup olmaması üzerine.

NYTimes’daki haberin de belirttiği gibi, bu tip bir etkinin olabilmesi için fiziksel yasaların geriye çevrilmesi gerekiyor. Yani zamana bağlı bir denklem düşünün f(t) gibi. Burada f(t0-t) gibi bir değişiklik yapıldığında fonksiyon t0 anından t kadar geride ne değer verdiyse aynı değeri vermeli.

Klasik mekanikteki bir çok denklem bu şekildedir. x = gt2‘yi düşünün. Yani serbest düşme denklemi. x(t0)-x(t) gibi bir yöntemle nesnenin izlediği yolu tersine izleyebilirsiniz. Sanırım kuantum mekaniğinde de bu yöntem işletilebiliyor. Ama bu tip bir yargıyı genelleştirebilmek için daha derin düşünmek gerekiyor. Evrendeki her şey parçacıklardan oluştuğuna göre, bu parçacıkların izlediği yolu gerçi çevirebilmek için parçacıkların toplu hareketini açıklayacak bir iki kurama ihtiyaç var. Bu kuramlar da istatistiksel mekanikte bulunmakta. İstatistiksel mekaniğe göre evrendeki tüm parçacıkların enerjisi entropi denilen bir kavramla açıklanabiliyor. Düzenliliğin bir yansıması olan bu kavram zamanla değişmekte ama bu değişim geri çevrilememekte. Çünkü tüm parçacıkalrın bir sonraki konumu ile bir önceki konumu arasındaki geçiş belli bir olasılık dağılımıyla gerçekleşiyor. Dolayısıyla bir parçacık belli bir olasılık ile herhangi bir başka yerden harekete geçmiş olabiliyor.  Dolayısıyla zamanda ileriye yolculuk edilse de, geriye dönüş yapılmak istense, aslında geçmişe değil sadece farklı bir geleceğe gidilir.

Neyse, bu konuda tartışmak güzel olur.

Öte yandan, LHC’deki aksamanın sebebini Brian Cox şu videoda anlatıyor:

Kaynak: TED.

Vatan gazetesinin haberi
PhD Comics karikatürü

Bilim gazeteciliği ve bir haber

Bugün gazete tarama rutinimi yaparken Milliyet gazetesinin “Son Dakika” haberleri arasında ilginç başlıklı bir haber gördüm. “Bilim adamları mars oldu” diye bir başlık atılmıştı. Sanırım haber bilimsel olunca yeterince ilgi çekmediği düşünülmüş ki anasayfa editörleri böyle ilginç bir başlıkla işe biraz magazinsel hava katmaya çalışmışlar. Alt metninde de “Mars’ta hayat arayışı ile meşgulken başka gezegende fizillenen ‘hayatı’ gözden kaçırdılar” diye neresinden tutacağımı bilemediğim bir cümle kurmuşlar.

Milliyet'in Başlığı

Milliyet'in Başlığı(Daha büyük resim için resme tıklayın)

Birincisi haberi okursanız zaten yeni hayat belirtisinin gözlemlendiği yerin aslında bir gezegen değil bir uydu, Satürn’ün uydusu Enceladus, olduğunu anlayacaksınız. İkincisi bilim adamları denen grup sırf Mars’ta hayat belirtisi aramıyorlar ki, Jüpiter’in uydusu Europa’da da okyanusların varlığı ilgi çeken bir konuydu. Hatta Mars’dan daha fazla ihtimal verenler bile vardı. Üçüncüsü sanki bu yeni hayat belirtisini bilim adamları bulmamış gibi bir hava verilmiş ki zaten bilim adamalrdından başka kim böyle bir araştırmaya girecek altyapıya sahiptir bilemeyeceğim. Son olarak gözden kaçan bir şey yok, son zamanlarda gözlenen bir fışkırmayı inceledikten sonra bu uyduda da bir yaşam belirtisi görmüşler. Yani gözden kaçırmak değil, bu yeni bir keşiftir.

Tabii yazının kendisi anasayfadaki başlık gibi değil. Yazının kendisi çok güzel hazırlanmış bilimsel bir haber. Ama anasayfa editörlerinin “makyajlamasıyla” böyle garip başlıklar atılıyor sanırım. Umarım gazeteye bu haberi aktarırken de aynı amatörlüğü göstermezler.