‘astronomi’ etiketli yazılar

Ne kadar küçüğüz?

Dersler ve asistanlık işleri başladığı için bir haftadır işler bayağı yoğun, o yüzden bugün güzel bir yazı bombardımanı ile telafi yapmak istiyorum. Bir kaç gün önce değerli bir arkadaşımın Facebook üzerinden paylaştığı bir verigörseli çok hoşuma gitti. Görsele arkadaşım başka bir arkadaşı vasıtası ile ulaşmış, büyük ihtimalle o da başka bir yerlerden buldu, yani asıl kaynağını bilmiyorum, belki de görmüşsünüzdür, bayağı büyük o yüzden resmin üzerine tıklamanız gerekiyor.

Gezegenler ve yıldızların büyüklüğü

Büyük resim için üstüne tıklayınız

Aslında grafik kendi başına çok güzel yansıtıyor ama ben yine de tekrar edeyim, sadece bilinen evrende bile dünyamız bir toz taneciğinden daha daha daha daha küçük. Bu fotoğrafın üzerinden çeşitli yorumlar da yapıldı; ilk akla gelen bu kadar küçük bir noktada bu kadar çeşitli canlılık varsa başka noktalarda da canlılık var mıdır acaba? sorusu oldu.

Bu konudaki yorumum şu oldu:

“…fantastik olan sanırım insan ayarında organizmalar. Ya da Dünya’nın yaşam çeşitliliğine yakınsayan gezegenlerin var olması. Çünkü bu çeşitlilikte bir Genesis için bence şartların Dünya ile bayağı bir örtüşmesi gerekiyor.

Yine başka bir nokta Genesis’in de Dünya üzerinde olabilecek bir sürü olasılıktan birisi olup olamayacağı sorusu. Yani şu anda kısa Dünya tarihini geriye sarsak ve yeniden başlatsak yine Genesis olur mu?

Elbette son olarak Genesis’in başlayıp bitmiş olabilme olasılığı; yani Dünya’nın üzerinde yaşamın olma süresi Evren’in yaşına oranla dehşet kısalıkta. Belki başka gezegenlerde olup bitmiştir bile.”

Bu resim yanında YouTube üzerinde daha göze hitap eden çalışmalar mevcut en güzellerinden birisi şu:

Önceki video kadar etkileyici olmasa da en az onun kadar bilgilendirici şu video da çok güzel:

Ve yine aynı arkadaşımdan belgesel tadında şu video var:

YouTube videolarını seyredemiyorsanız şu sayfaya bakmanızı öneririm.

1980-2010 yılları arasında keşfedilen asteroitler

Boing-Boing aracılığıyla mükemmel bir videoyla karşılaştım. Scott Manley tarafından hazırlanmış bu video, 1980 yılından günümüze keşfedilmiş asteroitleri canlandırıyor. Videonun sol altındaki ilk hane yıl, ikinci hane keşfedilen asteroit sayısını gösteriyor.

Videonun açıklama kısmında şunlar yazıyor:

Video Scott Manley tarafından oluşturuldu, bu Güneş Sistemi’nde 1980′den itibaren keşfedilen asteroitleri gösteren bir görünüm, asteroitler keşfedildikçe gözünüz seçebilsin diye beyaz olarak vurgulanıyor. Asteroitlerin son renkleri ise Güneş Sistemi’nin iç kısımlarına ne kadar yaklaştığını gösteriyor.
Dünya’ya gelenler kırmızı
Dünya’ya yaklaşanlar sarı (Güneş’e yakınlığı 1.3 astronomik birimden az olanlar, 1 AB yaklaşık 150 milyon kilometre ediyor)
Diğerleri yeşil

Keşif deseninin Dünya’nın ekseni etrafında dönmesini takip etmesine dikkat edin, bir çok keşif Güneş’e zıt yönde yapıldı. Ayrıca, dikkat ederseniz bazı kümeler Dünya ve Jüpiter arasında, bunlar Jüpiter’in uydularını araştırırken bulunanlar. Benzer kümeler diğer gezegenler için de var ama bu videoda gösterilmiyorlar.

Yıl hanesi 1990′lara gelince, otomatik gök tarama sistemlerinin hayata geçirilmesiyle keşif hızında artış görüyoruz. Bir çok araştırma Güneş’in tam zıttını aradığı için bu bölgelerde yüksek hızlar gözlemliyoruz.

2010′un başlangıcında yeni bir keşif deseni ortaya çıkıyor, Güneş-Dünya çizgisine dik. Bunlar tüm göğü kızılötesi dalgaboylarında taramayı hedefleyen WISE (Widefield Infrared Survey Explorer, Genişalan Kızılötesi Araştırma Kaşifi) misyonunun bulguları.

Videonun ölçeği, 1080P çözünürlükte kabaca bir piksele 1 milyon kilometre, ve her saniye 60 güne denk geliyor.

Şu ana kadar yarım milyona yakın küçük gezegen keşfettik ve keşif hızları, bu sayının daha da artacağını işaret ediyor, bilimsel tahminler ise 100 metreden büyük bir milyar kadar daha nesnenin olduğunu gösteriyor.

Yörünge elemanları Ted Bowell ve arkadaşları tarafından oluşturulmuş, ftp://ftp.lowell.edu/pub/elgb/astorb.html adresindeki ‘astorb.dat’ dosyasından alındı.

Videoyu seyretmekte sorun yaşıyorsanız şu sayfaya bakmanızı öneririm.

Bilim gazeteciliği ve bir haber

Bugün gazete tarama rutinimi yaparken Milliyet gazetesinin “Son Dakika” haberleri arasında ilginç başlıklı bir haber gördüm. “Bilim adamları mars oldu” diye bir başlık atılmıştı. Sanırım haber bilimsel olunca yeterince ilgi çekmediği düşünülmüş ki anasayfa editörleri böyle ilginç bir başlıkla işe biraz magazinsel hava katmaya çalışmışlar. Alt metninde de “Mars’ta hayat arayışı ile meşgulken başka gezegende fizillenen ‘hayatı’ gözden kaçırdılar” diye neresinden tutacağımı bilemediğim bir cümle kurmuşlar.

Milliyet'in Başlığı

Milliyet'in Başlığı(Daha büyük resim için resme tıklayın)

Birincisi haberi okursanız zaten yeni hayat belirtisinin gözlemlendiği yerin aslında bir gezegen değil bir uydu, Satürn’ün uydusu Enceladus, olduğunu anlayacaksınız. İkincisi bilim adamları denen grup sırf Mars’ta hayat belirtisi aramıyorlar ki, Jüpiter’in uydusu Europa’da da okyanusların varlığı ilgi çeken bir konuydu. Hatta Mars’dan daha fazla ihtimal verenler bile vardı. Üçüncüsü sanki bu yeni hayat belirtisini bilim adamları bulmamış gibi bir hava verilmiş ki zaten bilim adamalrdından başka kim böyle bir araştırmaya girecek altyapıya sahiptir bilemeyeceğim. Son olarak gözden kaçan bir şey yok, son zamanlarda gözlenen bir fışkırmayı inceledikten sonra bu uyduda da bir yaşam belirtisi görmüşler. Yani gözden kaçırmak değil, bu yeni bir keşiftir.

Tabii yazının kendisi anasayfadaki başlık gibi değil. Yazının kendisi çok güzel hazırlanmış bilimsel bir haber. Ama anasayfa editörlerinin “makyajlamasıyla” böyle garip başlıklar atılıyor sanırım. Umarım gazeteye bu haberi aktarırken de aynı amatörlüğü göstermezler.