Haberler arşivi
Kurgudan gerçeğe dönen bilim: Curiosity Mars Gezicisi
Aralık 8th, 2011 • Yorum yapılmamış Haberler, Video
Etiketler: Curiosity, JPL, Mars, NASA
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 26 Kasım 2011 TSİ 17:00′de Mars Bilim Laboratuvarı misyonu ile son gezici robotonu Mars’a yolladı. NASA’nın bünyesindeki Jet İtim Laboratuvarı (JPL) ve California Teknoloji Enstitüsü’nün (CalTECH) ile beraber ürettiği bu mühendislik harikası araç bünyesinde zamanında sadece bilim kurgu hikayelerde, filmlerde rastlanabilecek aygıtlara sahip.
Öncelikle şu koca canavarın bir fotoğrafı:
Curiosity şu anda yolculuğuna sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Ağustos’un 5′i gibi de hedefine varacakmış.
Şurada Mars’a roket göndermenin püf noktaları anlatılıyor
Curiosity üzerindeki bilimsel aygıtlar ise bilim kurgu öykülerinden çıkmış gibi, ne bileyim, mesela Mars’ta yaşıyor olsam, bir gün gökten anlayamadığım bir cisim gelse (Mars’ta yaşadığım halde beni bulamadıklarına göre kendimi belli edecek bir teknolojiye ulaşamamışım demek ki), löngört diye bir robot indirse, sonra da bir anda uçup gitse sonra o robot yavaş yavaş açılmaya başlasa, birden MAST kafası doğrulmaya başlasa, iki adet göz, sağını solunu kontrol ediyor.
Bu koca teknolojiye biçilen çalışma ömrü iki sene kadarmış, ama tabii bunlar abartılı azaltmalar. Önceden gönderilen robotlar ömürlerinin çok çok üzerlerinde iş gördüler. Zaten bu ömrü kim biçiyorsa, Hubble uzay teleskobuna da bir kaç ay ömür biçmişlerdi sanırım, hâlâ kullanımda.
Şurada da çok kısa bir biçimde robotu anlatan bir video var.
NewScientist dergisinin ilgili bir yazısında ise robotu anlatan ve basılabilir kalitede bir poster sunuluyor. Fırlatışından bir kaç gün sonra Mars yolunda şu şekilde gözlemlenmiş: http://t.co/qpqdgtef (Doğrudan avi dosyasını indiriyor).
Son olarak da robot Güneş referansına göre saatte 118 bin 700 km hızla ilerliyor ışık hızının üçte biri hızda! Işık hızının binde biri hızda (Yanlış hesabı geç farkettim özür diliyorum).
Son gelişmeler için twitter’dan @MarsCuriosity‘yi takip edebilirsiniz.
APS’den serbest erişimli yeni dergi: PRX
Eylül 10th, 2011 • Yorum yapılmamış Haberler
Etiketler: american physical society, aps, physical review x, prx
En yeni bulguların aktarılması için senelerdir kullanılan bir yöntemdir hakemli dergiler. Hakemli olması, (her ne kadar ülkemizde bu işin de etrafından dolananlar olsa da) derginin güvenirliğini artıran bir öğedir. Yalnız bu dergilerin çoğuna, en azından yüksek etki faktörüne sahip olanlarına erişim ücretsiz değildir. Üniversiteler toplu erişim lisansı satın alarak araştırmacılarına sunar bu dergileri, ama üniversite dışından erişim mümkün değildir.
Yalnız bir iki senedir bu düzenin aksi yönüne bir hareketlenme var. Creative Commons Vakfı’nın da girişimleriyle CC lisanslı dergiler artmaya başladı, hatta geniş bir listeyi burada bulabilirsiniz.
Amerikan Fizik Topluluğu (American Physical Society) da bu yayınlara yeni bir dergiyle eklemede bulunuyor. Sadece internet üzerinden erişilecek, ama hakemli bir dergi: Physical Review X. Yeni dergi şu anda on kadar makale içeriyor.
Su + çamaşır suyu + kola şişesi = Bir litre ışık
Temmuz 20th, 2011 • Yorum yapılmamış Haberler, Video
Etiketler: a liter of light, bir litre ışık, isang litrong liwang
Filipinler’in kenar mahallelerinin toplandığı Manila’da bir grup MIT’li öğrenci çok akıllıca ve ilginç bir yöntemle elektrik gitmeyen evlere lamba yapıyor. Kola şişesin2 su ve çamaşır suyu doldurarak, teneke örtülü dama açılmış bir delikten yarısını sarkıtıyorlar. Şişenin üst kısmından ışık kırınıma uğrayarak işeriye aktarılıyor. Böylelikle oldukça ucuz bir yöntemle, gündüzleri bile zifiri karanlık olan evler aydınlanıyor.
Kaynak: BoingBoing öncesi Grist öncesi Reuter
Projenin sitesi: Isang Litrong Liwang (A Liter of Light, Bir Litre Işık)
Ara
Aralık 30th, 2010 • Yorum yapılmamış Haberler
Şubat ayı içerisinde doktora yeterlilik sınavına girmem gerekiyor. Şu sıralar sanki yeniden üniversite sınavına girecekmişim gibi bu sınava çalışıyorum. Birikmiş bir kaç yazıyı tamamlayamadım bu yüzden. Sabrınız için teşekkür ediyorum. İşin güzelliği, anladığım sandığım bir çok konuyu anlamadığımın farkına vardım. Umarım ki bu yeni aydınlanmalar, yazıların kalitesine de yansıyacaktır. Belki çok sevdiğim bir arkadaşım da fikirleriyle BD’ye katkıda bulunabilir, o da başka memleketlerde doktora yeterlilik sınavına çalışıyor
. Eğer siz de fikirlerinizi paylaşmak isterseniz iletişime geçebilirsiniz: ekarademir@gmail.com.
NASA tesislerinden canlı yayın
Ekim 27th, 2010 • Bir yorum yapılmış Haberler, Video
Etiketler: Curiosity, JPL, Mars, NASA
Birkaç gün önce tekrardan PCLabs’da yazmaya başladım. Ufak tefek haberler girdim. Burasını aksatmayacak ama bazen paralel içerikler olacak gibi duruyor. PCLabs bir bakıma ilk göz ağrılarımdan birisi olduğu için, paralel olabilecek içeriği ilk önce oraya yükleyeceğim.
İşte o içerikten birisi:
NASA gelecek sene Kasım sonu ile Aralık başı arasında bir zaman Mars’a yollayacağı gezici (rover) robotu Curiosity’nin (merak) inşaasını canlı olarak yayınlıyor. Haber için tıklayın.
İzlemek için de buyrun: http://www.ustream.tv/recorded/15422021
Yayın sayfasının altında arşivlenmiş videolar da bulunmakta.
Hubble Uzay Teleskobu’na sanatsal yaklaşımlar
Eylül 1st, 2010 • Yorum yapılmamış Haberler
Etiketler: ESA, Hubble, NASA, Space Telescope, uzay, Uzay Teleskobu
Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) güncellediği Facebook sayfasında düzenlenen “Popüler kültürde Hubble” yarışmasının sonuçlarını gördüm bugün. En beğendiğim çalışma şu oldu:
Hubble Uzay Teleskobu için insanlık tarihinin en büyük mühendislik ürünü demek bence hiç abartı olmaz. 1990′da yörüngeye yerleştirilen Hubble, ilk etapta aynasındaki çok ufak bir hatadan dolayı miyop haldeydi. Ardından düzenlenen servis uçuşuyla bu hata düzeltildi ve o günden bu güne astronomi çalışmalarına çağ atlattı. Toplamda beş servis uçuşu ile Hubble’ın kabiliyetleri artırıldı. İlk etapta bir kaç sene olarak planlanan Hubble’ın hizmet süresi hâlâ dolmadı. Şu anda ise yeni uzay teleskobu çalışmaları sürüyor ve bu yeni teleskop Hubble’ın yerini alacak. Hubble ise yavaş yavaş atmosfere kayıp en sonunda yaşamına veda edecek.
Uzaydan gözlem ile yeryüzünden gözlemin en önemli farkı atmosferdir. Atmosfer homojen bir ortam olmadığı için optik özellikleri de çok iyi bilinmez ve elde edilen resmin düzeltilmesi de imkansızlaşır. Bunların yanında atmosferin soğurması nedeniyle gelen optik sinyalin büyük bir kısmı zaten kaybolur. Uzayda ise böyle sorunlar atmosfer olmadığı için yoktur. Günde bir kaç fotonluk ölçümler bile rahatlıkla yapılabilir, bunun anlamı ise bir kaç fotonun bile büyük bir kısmının anlamlı olduğudur (Yani gürültü sinyal oranı oldukça büyüktür). Bu uygun koşullara üstün mühendisliği de eklerseniz, bir noktaya günlerce kesintisiz ve sarsıntısız bakabilme yetisi Big Bang’den çok kısa zaman sonrayı gözlemleyebilme olanağına dönüşür. Ortaya ise şöyle bir sonuç çıkar:
Uzaklara bakıp nasıl geçmişi görebiliyoruz sorusu oluştuysa şu diyagram bayağı güzel: How Hubble sees back in time.
Elinize geçerse “Hubble: The Ultimate Telescope” belgeselini mutlaka izleyin.
Bağlantılar:
Ali Doğramacı’nın vedası
Kasım 9th, 2009 • Yorum yapılmamış Haberler
Etiketler: ali doğramacı, bilkent, ihsan doğramacı
Bu sabah Bilkent’in anons listesine rektörlük ofisinden gönderilen bir mesajla resmi olarak Prof. Ali Doğramacı, Haziran 2010′da görevinden ayrılacağını duyurdu. YÖK’ün belirlediği 67 yaş sınırına henüz ulaşmamasına rağmen hocamızın bu kararı almasında en önemli etkenin yeni yönetimin seçilmesinde İhsan hocanın da etkin olmasını istemesi.
Mektup şu şekilde:
Lazer ile dişe ultrason
Ekim 13th, 2009 • Yorum yapılmamış Fotonik, Haberler
Etiketler: dental health, diş sağlığı, laser, lazer, photonics, uv
Avustralya ve Tayvan’dan bir grup insan dişinin enamel yapısının esnekliğini morötesi lazer ile ölçmeyi başarmışlar. Yalnız bu yöntem kavramın ispatı aşamasında. Yani son ürün çıkmamış durumda. Fakat elbette hızlı ölçüm alabilmek için gerekli boyutlara getirilebilir.

© 2009 OSA
Elemanlar dişe 5 nanosaniye atımlarla 266 nanometre dalga boyunda (UV) lazer ışığı vurarak sonucunda oluşan titremeyi ölçmüşler. Bu titremeden de enamel tabakasının ne kadar esnediğini çıkarmışlar. Sağlam dişler sert olacağı için bu şekilde teşhis koymanın kolaylaşacağını savunuyorlar. Nature’daki yazının sonunda diyor ki, bu fotoniğin diş sağlığında kullanılmasının ilk örneği değil diyor. Önceden diş üzerinde terrahertz spektroskopiden Raman ışımasına kadar bir sürü test yapılmaya çalışılmış. Raman’ın kullanıldığı bir yer daha. Nasıl bir fenomense kalemtıraş olarak bile kullanılacak neredeyse.
Optics Express Makalesi: Opt. Express 17, 15592–15607 (2009) DOI: 10.1364/OE.17.015592
Nature Photonics Haberi: Nature Photonics 3, 566 (2009) DOI: 10.1038/nphoton.2009.176
Birikenler
Ağustos 19th, 2009 • Yorum yapılmamış Haberler, Kuantum Fiziği, Nanoteknoloji
Etiketler: EPR paradox, fcf, fotonik kristal, kuantum bilgisayar, kuantum haberleşme, kuantum optik, lazer, optics, optik, optoelektronik, organics, organik, parçacık hızlandırıcı, pcf, quantum optics, SPDC
Bir kaç haftadır, hakkında bir şeyler yazmayı planlayıp da yazamadığım güzel makaleleri en azından başlık başlık listelemek istiyorum:
Lazer ile parçacık hızlandırmak — Nature Photonics 3, 423 – 425 (2009), DOI: 10.1038/nphoton.2009.119
Günümüz parçacık hızlandırıcılarına nazaran daha verimli çalışabilecek ve daha uzuca iş görebilecek bir parçacık hızlandırma yönteminden bahsediliyor. Petawatt lazerlerle, parçacıkların ultra yüksek enerjilere hızlandırılabileceği öne sürülüyor.
Optik anahtarlama — Nature Photonics 3, 429 – 430 (2009), DOI: 10.1038/nphoton.2009.125
Ortası boş fotonik kristal fiberlerin boş kısmına, rubidyum atomları sıkıştırarak, ışığı bu alana hapsedince, çok soğuk sıcaklıklarda, tek fotonlar için tümüyle optik bir anahtarlama yöntemi elde edilmiş. Böyle bir yöntem şu anda elimizde olmayan optik anahtarlar için gerekli bir şey. Zira elektronik devrelerde anahtarlama çok rahatbaşka bir elektronik devre ile hallediliyor, ama optik devrelerde böyle bir mekanizma yok. Onun yerine elektronik devrelerle anahtarlama yoluna gidiliyor ki, çoğu uygulamada elbette bu yöntem yeterli kalmıyor.
Tek fotona şekil verme — Nature Photonics 3, 430 – 432 (2009), DOI: 10.1038/nphoton.2009.122
Kuantum optikte sıkça kullanılan tekli fotonların faz farklarıyla oynanması ile yararlı uygulamalar geliştirilmiş.
Diyot lazerlerle yeşil ışık — Nature Photonics 3, 432 – 434 (2009), DOI: 10.1038/nphoton.2009.124
Özel bir şirket bünyesinde yapılan araştırma ve geliştirme sonucunda InGaN tabanlı diyotlar ile yeşil dalga boyunda ışık veren yarı iletken lazer üretilmiş. Yeşil ışık veren lazerler genelde gaz lazerlerdi, bu tip bir lazer yeni yeni geliştirilen lazer televizyonlarda kullanılabilir.
Organik çağı — Nature Photonics 3, 439 (2009), DOI: 10.1038/nphoton.2009.127
Yine Nature Photonics’in aynı sayısından bir yazı. Bu editoryal, organik ledlerden daha bir çok organik uygulamaya, organik teknolojiler hakkında güzel bir özet sunum yapmış.
Bağımsız yarıiletken nanoyapılardan ayırd edilemez fotonlar — Phys. Rev. Lett. 103, 053601 (2009), DOI: 10.1103/PhysRevLett.103.053601
Bu sefer biraz daha detaylı ve ağır bir yazı sunuyorum. Fizik Özet Mektupları olarak dilimize çevirebileceğimiz Physical Review Letters isimli en saygın fizik dergilerinden birinde yayınlanmış bu yazıda, birbirinden bağımsız, izole olmuş, ZnSe/ZnSeMg kuantum kuyularındaki safsızlık olan florin adacıklarına bağımlı egzitonlardan ayırd ediemeyen fotonların üretildiği gözlemlenmiş. Bunun manası nedir peki tam olarak? Şu anda kuantum heberleşmeyi mümkün kılan şey, birbirine dolaşık iki foton çiftidir. Bu çiftler spontane parametrik alt dönüştürme (SPDC, Spontaneous Parametric Down Conversiton) denilen bir yöntemle elde edilmekte.
Bunu biraz daha açmak istiyorum. SPDC yönteminde tek foton üreten bir kaynaktan çıkan fotonlar özel bir doğrusal olmayan kristale verilirler. Bu kristal arada sırada birbirine dolaşık bir foton çifti üretir. Dolaşıklığın anlamı, bir fotona yapılacak bir işlemin anında diğer foton üzerinde etkili olmasıdır. Örneğin bir fotonun polarizasyonunu değiştirirseniz sanında diğer fotonun polarizasyonu da bundan etkilenecektir (Einstein, Podolski, Rosen paradoksu olarak tarihe geçen paradoks bunun aslında imkansız olduğunu savunuyordu ama ne yazık ki, bu şekilde çürütüldü).
Bu makaledeki yöntem bu işi bu kadar karmaşıklığa mahal vermeden çözmeyi öngörüyor. Çünkü yukarıda anlattığım dönüştürme işleminin kuantum verimliliği oldukça düşük. Yani işimize yarayacak fotonlar çıkana kadar belki bir çok fotonun girmesi gerekli. Eğer bu makaledeki yöntemin kuantum verimliliği yeterli olursa SPDC’ye gerek kalmadan birbirine dolaşık fotonlar üretilebilecek.
Elimdeki tüm bağlantılar bunlar değil ama yazı çok uzamasın diye şimdilik bırakıyorum.
Bilim gazeteciliği ve bir haber
Haziran 25th, 2009 • Bir yorum yapılmış Haberler, Medya
Etiketler: astronomi, bilimsel habercilik, enceladus, milliyet, satürn
Bugün gazete tarama rutinimi yaparken Milliyet gazetesinin “Son Dakika” haberleri arasında ilginç başlıklı bir haber gördüm. “Bilim adamları mars oldu” diye bir başlık atılmıştı. Sanırım haber bilimsel olunca yeterince ilgi çekmediği düşünülmüş ki anasayfa editörleri böyle ilginç bir başlıkla işe biraz magazinsel hava katmaya çalışmışlar. Alt metninde de “Mars’ta hayat arayışı ile meşgulken başka gezegende fizillenen ‘hayatı’ gözden kaçırdılar” diye neresinden tutacağımı bilemediğim bir cümle kurmuşlar.
Birincisi haberi okursanız zaten yeni hayat belirtisinin gözlemlendiği yerin aslında bir gezegen değil bir uydu, Satürn’ün uydusu Enceladus, olduğunu anlayacaksınız. İkincisi bilim adamları denen grup sırf Mars’ta hayat belirtisi aramıyorlar ki, Jüpiter’in uydusu Europa’da da okyanusların varlığı ilgi çeken bir konuydu. Hatta Mars’dan daha fazla ihtimal verenler bile vardı. Üçüncüsü sanki bu yeni hayat belirtisini bilim adamları bulmamış gibi bir hava verilmiş ki zaten bilim adamalrdından başka kim böyle bir araştırmaya girecek altyapıya sahiptir bilemeyeceğim. Son olarak gözden kaçan bir şey yok, son zamanlarda gözlenen bir fışkırmayı inceledikten sonra bu uyduda da bir yaşam belirtisi görmüşler. Yani gözden kaçırmak değil, bu yeni bir keşiftir.
Tabii yazının kendisi anasayfadaki başlık gibi değil. Yazının kendisi çok güzel hazırlanmış bilimsel bir haber. Ama anasayfa editörlerinin “makyajlamasıyla” böyle garip başlıklar atılıyor sanırım. Umarım gazeteye bu haberi aktarırken de aynı amatörlüğü göstermezler.
- Milliyet’teki yazının orijinali
- İlgili Nature makalesi: Nature 459, 1067-1068 (25 June 2009), DOI: 10.1038/4591067a






