Bilkent Fizik’in Puanını Yükseltmek
Eylül 12, 2009 • Genel
Bu sene 1991 doğumlular üniversiteye başlayacaklar sanırım. 1991 yılında ben ilkokula başlamıştım. Yani o seneleri hatırlıyorum. Bu sene üniversiteye başlayanlar sanırım Matrix serisi için, bizim için Geleceğe Dönüş için düşündüklerimizi düşünüyordur. Gerçi ikisini de izlemiş biri olarak Geleceğe Dönüş serisinin daha kaliteli bir yapım olduğunu düşünüyorum.
Neyse, bu seneki taban puanlarına baktım. Kendi bölümümün puanını oldukça düşmüş. Sanırım bunun en büyük etkisi bu sene geçirdiğimiz kriz. Millet “iş garantisi” gördüğü bölümleri tercih etmiş çoğunlukla. Mesela Tıp. Halbuki Tıp’tan mezun olana kadar ekonominin durumunun ne olacağı belli olmaz. Bana kazananları tebrik etmek düşer elbette.
Bu yazıyı yazma niyetim ise biraz daha farklı. Genel olarak bilim dallarının (matematik, fizik, kimya) puanı her zaman düşük çıkar. Bu bölümlere gidenlerin çoğu ya idealizimden gider ya da puanı oraya yetmiştir. Başka sebepler genellikle azınlıktadır. Zira bu bölümlerin sonunda “bir meslek garantisi yoktur”, ya da “dersanelerde öğretmen olma gibi bir alternatifleri olur” diye düşünülür. Matematik biraz farklı. Bankalar falan matematikçi alırlar genellikle.
Ben kendi bölümümü tanıdığım için daha emin yazabilirim. Bizim bölümün durumu hem kimya hem de matematikten daha vahimdir. Çünkü iş verenlerin gözünde fizikçinin pek bir değeri yoktur. Genellikle elektronik mühendisinin aynı işi görebileceği düşünülür. Halbuki elektronik mühendisleri eğer kendileri uğraşmazlarsa birinci sınıf genel fizik dersleri dışında çok fazla fizik dersi görmezler.
Uzun sözün kısası, şöyle bir kısır döngü var: Fiziğin puanları düşük çünkü iş verenlerin gözünde bir değeri yok; iş verenlerin gözünde fiziğin bir değeri yok çünkü puanı düşük. Peki bu kısır döngü nasıl kırılmalı?
İşte çözüm: Her bilim dalının sonuna “Mühendisliği” ibaresini koyun. Yani Bilkent Fizik olacağına Bilkent Fizik Mühendisliği olsun. Müfredatına da iki devre tasarımı dersi koyun tamamdır. İki sene sonra Türkiye derecesi yapmış adamlar bile bizim bölümü tercih ederler. Mezun olunca da, öğrenci dört sene belinin boşuna çatırdadığı hissine kapılmaz.
Peki fizik hakkındaki gerçek nedir? Benim gördüğüm kadarıyla hangi üniversiteden mezun olursanız olun. Fizik okuduysanız her işi yaparsınız. Hem de başarıyla. Benim arkadaşlarımdan İş Bankası’nda sistem mühendisliği yapanlar oldu. Büyüklerimden Tarih üzerine yüksek lisans yapanlar oldu. Beraber çalıştığımız bir arkadaşın eşi yazılımcı olarak çalışıyor.
Fizikçi adam her işi yapar çünkü iyi bir eğitim almışsa ya da kendini iyi eğitmiş ise zaten eleman doğayı anlamaya kasan birisidir. Bölümün zorluğundan da anlaşılacağı üzere doğayı anlamak en zor işlerden biridir. Zira doğayı anlamak ezberle olmaz. İşin özüne inmezseniz bir şey anlamazsınız.
E, sanki hede hödö mühendisliğinde doğrudan mesleği mi öğretiyorlar? Herhangi bir mesleğe girdiğinizde zaten orada bir eğitim sürecinden geçiyorsunuz. Zart diye işe başlatmıyorlar yani. İş verenlerin sizden istediği verileni anlayabiliyor musunuz? İş disiplininiz var mı?, biraz da konulara yabancı mısınız değil misiniz. Zaten mezun olur olmaz CEO’luk yaptırtmazlar adama.
Fiziği hakkıyla bitiren birisi için herhangi bir şeyin mekanizmasını çözmek çok zor değildir. Doğrudan meslek ile alakalı bölümlerde ne gösteriliyorsa aynısı fizikte de gösteriliyor. Yani ne bileyim Java dersi alınca Java uzmanı mı olunuyor ki? Biz de alıyoruz mesela Java dersi. Hatta kullanıyoruz da. Matematiğin ağır konularını biz de görüyoruz. Daha fazlasını da görüyoruz, doğrudan matematiği uyguladığımız bir ton alan var. Hatta matematiğin uygulamasını en iyi öğreten bölümlerden birisidir fizik.
Ama gel gelelim önyargıdan dolayı ortalıkta bir güvensizlik var. Umarım düzelir. Ama ummak yerine bu teklifimin ciddi ciddi düşünülmesini isterim